Bingöl Karlıova Depremi Hangi İlleri Etkiler? Bir Hikâyenin İçinden Gerçeğe Bakış
Bir sabah kahvemi yudumlarken, radyodan gelen kısa bir haberle içim ürperdi: “Bingöl Karlıova’da deprem meydana geldi…” Cümle orada bitti ama zihnimde devam etti. Çünkü bu haberin sadece bir sarsıntıdan ibaret olmadığını, binlerce insanın hayatına dokunan bir hikâyenin başladığını biliyordum. Belki de bu yüzden sana bugün bir hikâye anlatmak istiyorum — bir depremi, sadece yerin altındaki kırıklarla değil, insanların kalplerindeki kırıklarla da anlamak için.
Bir Deprem, İki Bakış Açısı: Selim ve Elif
Selim, afet yönetiminde çalışan deneyimli bir mühendis. Her deprem haberinde ilk refleksi çözüm üretmek, strateji kurmaktır. “Kaç büyüklüğünde? Hangi fay hattı? Hangi iller risk altında?” soruları otomatik olarak dilinden dökülür. Çünkü bilir ki doğru bilgi, doğru zamanda alınmazsa, can kayıplarını artırabilir.
Elif ise bir sosyal hizmet uzmanı. O, deprem haberini duyduğunda aklına hemen haritalar değil, insanlar gelir. “Şimdi orada kim korkuyor? Kim yalnız? Kim bir bardak suya, bir sarılmaya ihtiyaç duyuyor?” diye düşünür. Onun için çözüm, yalnızca bina güçlendirmek değil; travmayı, kaygıyı ve yalnızlığı da onarmaktır.
İkisi de aynı depremi yaşıyor, ama iki farklı dünyadan bakıyor. Ve işte bu iki bakış, gerçek çözümün de temelini oluşturuyor.
Karlıova: Üç Faydın Buluştuğu Yer
Bingöl’ün Karlıova ilçesi, Türkiye’nin en karmaşık fay hatlarından birinin tam merkezinde yer alır. Kuzey Anadolu Fayı (KAF), Doğu Anadolu Fayı (DAF) ve Varto Fayı burada kesişir. Bu durum Karlıova’yı sadece Bingöl için değil, çevresindeki birçok il için de kritik hale getirir.
Selim’in haritasında kırmızıyla işaretli alanlar oldukça geniştir. Olası bir Karlıova depremi sadece Bingöl’ü değil, Erzurum, Muş, Elazığ, Tunceli, Erzincan ve Diyarbakır gibi çevre illeri de doğrudan etkileyebilir. Sarsıntının büyüklüğüne bağlı olarak dalgalar bu illerin ötesine, hatta Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun önemli bir bölümüne kadar yayılabilir.
Sarsıntının Ötesinde: Dalga Etkisi
Elif’in gözünde ise bu etki haritadan daha geniştir. Çünkü bir deprem sadece binaları değil, hayatları da sarsar. Bingöl’deki bir okulda eğitimin durması, Muş’taki bir lojistik hattının kesilmesi, Erzincan’daki bir fabrikanın üretimini durdurması, zincirleme etkilere neden olur. Bir şehirde yaşanan travma, diğer şehirlerdeki insanların dayanışma duygularını tetikler.
İşte bu yüzden bir depremi sadece “kaç kilometre ötede hissedilir” sorusuyla sınırlamak eksik olur. Aslında Karlıova’da olan her şey, görünmez bağlarla hepimizi etkiler.
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
2003 yılında Bingöl’de meydana gelen 6.4 büyüklüğündeki deprem, yalnızca binaları değil, ülkenin afet bilincini de sarstı. O günden sonra yapı denetimleri sıkılaştı, erken uyarı sistemleri geliştirildi ve afet eğitimi daha yaygın hale geldi. Selim’in stratejik planları o yıllardan bu yana defalarca güncellendi.
Elif ise aynı süreçte başka bir şey fark etti: Afet sonrası en büyük yarayı yalnızlık açıyor. Komşusunun elini tutan, bir yabancıya battaniye götüren insanlar, travmanın yükünü hafifletiyor. O yüzden artık afet planları sadece mühendislik hesaplarıyla değil, insan hikâyeleriyle de yazılıyor.
Birlikte Daha Güçlü
Depremin yıkıcı gücünü kabul etmek zorundayız, ama onun bizi birleştiren gücünü de unutmamalıyız. Bingöl Karlıova’da yaşanan bir sarsıntı, Muş’ta bir gönüllü grubunun harekete geçmesine, Diyarbakır’da bir okulun yardım kampanyası başlatmasına neden olabilir. Ve belki de bu dayanışma, fay hatlarından daha derin ve kalıcı bir bağ kurar.
Sonuç: Deprem Sadece Yeraltını Değil, Kalpleri de Sarsar
“Bingöl Karlıova depremi hangi illeri etkiler?” sorusunun yanıtı teknik olarak Erzurum’dan Elazığ’a, Tunceli’den Diyarbakır’a uzanır. Ama gerçek cevap çok daha derindedir: Hepimizi etkiler. Çünkü her sarsıntı, birlikte ayağa kalkma gücümüzü yeniden hatırlatır.
Belki de en önemli soru şu: Bir sonraki depremde sadece “neresi etkilendi?” diye mi soracağız, yoksa “kimlerle birlikte iyileşebiliriz?” diye mi düşüneceğiz?